Eyl
25
Gönderen: admin, Makale, Eylül-25-2014

Sonunda ABD ve peşini takip eden işbirlikçi bölge güçleri Suriye’ye müdahale etti. Uçaklar Suriye’de önemli mevzileri bombalamaya başladı. Durun hemen tebrik ve takdire koşmayın; bombalanan direniş örgütlerinin kampları… Umutları bitirilen ve Esed zaliminin inisiyatifine bırakılan ise Suriye halkı…

Direnişin başında hazırlıksız, örgütlenmemiş olsa bile haklı bir mücadelenin tarafı olan Suriye halkının önce temiz ve masum kıyamı bulanık, şaibeli hale getirildi. “6 ayda, 3 ayda biter bu iş” diyerek bölge insanını sokaklara çeken ülkelere güvenenler, sahipsiz ve kendi başlarına bırakıldı. Yabancı unsurlar adı altında küresel savaşçıların bölgeye yoğun akışının önü açıldı ve Suriye halkını bile rahatsız eden kontrolsüz davranışlar sergilenmeye başladı. Yerel unsurların komutanlarını, bölge insanını hedef alan saldırılar baş gösterdi. Ve Suriye direnişi prematüre bebek gibi avuç içi kadar bir halde küvezde kaderine tek edildi.

Bir canavar türetti medya… Adının bile medyada ortak bir tanımı yoktu. İŞİD’mi, İSİS’mi, Devle’mi? Önemli değil; vahşi, kafa kesen, özgürlükleri yok edendi… Bu sebeple insanlık adına yok edilmeliydi… Medya, sansasyonel ve dramatik haberlerle görevini yaptı. Uzman yorumcular tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Siyasiler ise tüyleri ürperten tehlikeye karşı sonu işbirliğiyle sonuçlanan yoğun toplantılar gerçekleştirdi.

Bu müthiş şekilde hazırlanan ve yürütülen çalışma kısa sürede sonuçlarını gösterdi. ABD, içerisinde Türkiye ve Arap ülkelerinin de olduğu kutsal koalisyon canavarlaştırılmış şekilde dünyaya sunulan savaşçı grupları yok etmek için savaşa başladı.

Bombalanan Irak halkının umutlarıydı, vurulan Suriye halkının geleceğiydi… Yıkılan tüm bölge insanın, Müslümanlarının hayalleriydi aslında…

Peki, bu girişim ne demek istiyor; verdiği mesajlar neler?

Bu sürecin sonunda temiz ve meşru Irak sünni direnişinin önü kesilecek, Suriye halkına haddini bil ve bize teslim ol denilecek ve bölge Müslümanlarına, bizim iznimiz ve onayımız olmadan hareket inşa etme, plan yürütme, gelecek kurma hayalin bile olamaz denilerek umutlar kırılacak.

Bugün gelinen noktada, İŞİD’e haddi bildiriliyor sevinciyle havaya zıplayanlar kaybetmiştir. ABD ile işbirliği yapan Arap yöneticileri kaybetmiştir. “Koalisyonun parçasıyız, bombalamalar devam etmeli diyen” Türkiye yönetimi kaybetmiştir.

Kaybedenler bu kadar mı? Hayır…

Medyaya yansıyanların çoğu iftira olsa da; maalesef kesinleşmiş birçok kontrol dışı işler yapan ve birbirlerini hedef alan islami örgütlerin projeleri, yöntemleri kaybetmiştir; meşruiyetleri kalmamıştır.

Bu kontrolsüz örgütlerin, dünyanın her yerinde kendi anlayışlarını benimsemiş insan gücüne ulaşabilmelerine sebep olan; meşru, Rabbani, Nebevi hattı terk eden Müslümanlar kaybetmiştir.

Zulümler, insanlık dışı uygulamalar ve ezilmişlik duyguları içerisinde sürekli arabesk ruh haline sahip olan nesli, uzun soluklu, tutarlı bir mücadele hattına sevk edip bu enerjiyi geleceğe dönük bir dönüşüm için kullanabilecek öncüler, ortaya çıkmadıkları için kaybetmişlerdir.

Bugün bombalanan bizim umutlarımızdır. “Bizden bir halt olmaz” diyerek mağlubiyet psikolojisi yaşayıp içine kapanan Müslümanlar ortaya çıkacağı için bizim zararımız büyük olacaktır. Aynı zamanda bu bombalamalar, hınç haliyle kontrol dışı, tepkisel, kör şiddet eğilimine sahip olanları arttıracağı için zarar yine bize dönük olacaktır.

Bizler yine hem tevhidi bilinci koruyan, hem toplumu dönüştürmeye talip olan, hem de meşru, hikmetli yöntemleri işletebilen hattın var olduğunu ne pahasına olursa olsun haykırmaya devan edelim. Bunu oluşturmak zaruridir. Bu savrulan neslin heba olmaması için durduğumuz yeri koruyalım.


Comments are closed.