Eki
05
Gönderen: admin, Haber, Ekim-5-2011

Hay-Der Bilinç derslerinde bu hafta “Din Bilinci” konusu işlendi. Hatipliğini Hamza Er’in yaptığı derste, Din’in Kur’an’ı Kerim’de eksiksiz bir düzen, hayat tarzı olarak tanımlandığı, Allah katında tek geçerli olan Din’in ise İslam olduğu, İslam’dan başka kendilerine din arayanların buldukları inanış ve yönelişlerin asla kabul edilmeyeceği vurguları ön plana çıktı.

Konuşmasına Milli Eğitim Bakanlığı Lise 1 Din kültürü ve ahlak bilgisi kitabındaki müfredatı aktararak başlayan Hamza Er, ünite konuları olarak kendisine “İlkel dinler, Hz. Peygamberin doğuşu ve çevresi, Atatürk’ün ahlaka ilişkin görüşleri, Milli seciye kavramı ve Atatürk, Milli ahlak, Atatürk’ün fikir cephesi, Devlete karşı görevlerimiz, Temizlik ve doğruluk” gibi başlıkları seçen bir din dersinin acaba hangi dine bağlı bir nesil yetiştirebileceği sorusunun cevabını acil olarak düşünmemiz gerekir dedi.

İslami eğitimin yasaklandığı, insanların ilahi, sahih din ile irtibatının kesildiği 90 yıllık süreçte yetişen neslin bu içeriğe sahip bilgiler ile dini eğitimini aldığını, bu sebeple de gerek islami olana düşman, gerek islamı sadece bir motif olarak kullanan, gerekse dinle bağını kesmeme adına bid’at ve hurafelerle dolu bir rivayet kültürüne ve menkıbelere sarılan  ucube bir toplumun oluştuğunu ifade etti.

İşgale kavramlarımızla başlayanların bu tahribatına karşı Allah’ın tanımladığı gibi bir inanışa yönelmemiz gerektiğini söyleyen Er, bunu ise ancak Kur’an’a başvurarak gerçekleştirebileceğimizi ifade etti.

Ayetlere bakıldığında“Din” kelimesinin, Kur’an’ı Kerim’de eksiksiz bir düzeni ifade ettiğinin açıkça görülebileceğini belirten Hamza Er, “söz konusu bu düzen, dört unsurdan meydana gelir ki, bu dört unsur : 1-Hakimiyet ve yüce egemenlik, 2-Bu yüksek egemenlik ve hakimiyete itaat edip,boyun eğmek,3-Bu hakimiyetin otoritesi altında meydana gelen fikri ve ameli nizam, 4-Bu nizama uymaya ve ihlasla bağlanmaya karşı bu yüce egemenliğin verdiği mükafat veya karşı gelmek suretiyle isyan etmeye verdiği cezadır.” dedi.

Konuşmasını ayetlerle zenginleştirmeye çalışan Er, “…. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. O kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emreylemiştir. Dosdoğru din işte budur…” (10/Yusuf 40), “Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri,o fasid dinlerinden kendilerine şeriat çıkarıp yapan ortaklarımı var?…” (42/Şura 21 ), “ … Sizin dininiz size, benim dinim bana” (109 Kafirun 6) ayetlerini aktardıktan sonra tüm bu ayetlerde Din kelimesinin insanın bağlı bulunduğu kanun, sınır, şeriat(hukuk düzeni), yol, fikri ve ameli nizam olarak kullanıldığını belirtti.

Bu ayetlerden yola çıkarak kişinin Allah’ın dinine bağlı olduğu iddiasının uymakta olduğu düzenin, gitmekte olduğu yolu, benimsediği prensipleri Allah’a, sadece Allah’a dayandırması ile geçerli olacağının altını çizen Hamza Er, ilahi otoriteye dayanmayan tüm inanış ve yönelişlerin sahiplerinin farklı dinlerin takipçileri olduklarını bilmeleri gerektiğini söyledi.

Kişinin bağlı olduğu otorite, melik, kral, şeyh, ruhban sınıfı, ideologlar, liderler olduğunda bunların dinine mensup olunacağı tehlikesinin unutulmaması gerektiğini önemle vurgulayan Er, bu bağlılık çoğunluğun otoritesi anlamına gelen Demokratik sisteme olduğunda da aynı durumun geçerli olduğunu, Müslümanların ise gerek tek adam gerekse çoğulcu olsun Allah’ın hükmünü referans almayan tüm anlayışlardan beri olması gerektiği ifade etti.

Kemalist sistemin “Din” kavramını doğru anlamıyla kavradığını, bunu Türk Dil Kurumu’nun 1948 basımlı sözlüğünün “Din’in” tanımı bölümünde görülebileceğini belirten Er, o sözlükte Din’in tanımı yapıldıktan sonra “Kemalizm Türk’ün Dinidir” cümlesi ile örneklendirildiğinin dikkatlerden kaçmaması gerektiğini söyledi. Hamza Er, “Bu örneğe baktığımızda kişinin Kemalist ilkelere bağlandığında Kemalizm dinine, ilahi ilkelere bağlandığında ise İslam dinine mensup olacağının görülebilmesi gerekir.” dedi.

“Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter.” (48/Fetih28) ayeti ışığında Allah’ın Hak dini tüm dinlere karşı üstün kılmak için elçileri vasıtasıyla gönderdiğine değinen Er, peygamber varisleri olma iddiasındaki biz mü’minlerinse yeryüzünde tek makbul din olan islamın, ilayı kelimetullahın hakim kılıma mücadelesinin neresinde olduğumuzu sorgulamamız gerektiğini hatırlatarak sözlerine son verdi.


Comments are closed.