| |
|
|
Gönderen: admin, Düşünce, Mart-3-2010
|
|
|
Toplumun kitaplara olan ilgisi oldukça düşük seviyede… Okuyan, araştıran değil, seyreden -izleyen- ve değerlendirmelerini bu şablonlara göre gerçekleştiren insanlarla beraber yaşıyoruz. Bu hal, zihinsel tembelliğe sebebiyet vererek taklitçiliği ve önyargılarla hareket etmeyi peşinden getiriyor. Kişinin kendisi bir konuyu araştırma zahmetine girmediğinden, babadan, arkadaştan, mensup olduğu teşkilat büyüğünden aldığı temel bazı duyumları sarsmayacak, onları pekiştirecek konuşmalara, değerlendirmelere alıcılarını açıyor. Sadece bu yöndeki gelişmeleri takip ederek adeta zihin konforunu sarsmamayı tercih ediyor. Sorgulamanın bir bedeli olabileceğini hissedercesine mevcuda demir atıyor. Bugüne kadar savunduklarının aksine bir düşünüşe geçtiğinde ve hakikaten de kendine dürüst bir yapıya sahipse, okuma ve araştırmalarının sonucunu yerine getirmesi gerektiği ürpertisi ile kabuğuna çekilmeyi yeğliyor. Hayat tarzının değişeceği, babasıyla, eşiyle, patronuyla, arkadaşlarıyla ve aidiyet hissettiği camianın sorumlularıyla çatışacağı, huzurunu kaybedebileceği, yerinden olabileceği endişelerini aklından geçiriyor. Ve alıcılarının ayarıyla oynamamaya karar veriyor.
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
Gönderen: admin, Düşünce, Ekim-9-2009
|
|
|
Dergi yazılı bir kültürdür. Topluma söyleyecek sözü olanların yazdıklarını kitlelere ulaştırır. Bir gazete, bir kitap gibi değildir. Gazete daha çabuk, hızlı tüketilir; zemini, ani geçişlere, kaymalara müsaittir. Kitapta ise bir seviye, ağırlık vardır. Dergiler bir düşüncenin, bir hareketin yazılı manifestosudur adeta… Topluma ne denileceği, nasıl söyleneceği kolektif bir akılla tespit edilir ve bu yayınlanır. Bu yönüyle dergiler daha sıcak ve daha hareketin merkezindedir. Bir döneme ait toplumsal hareketleri, düşünce ekollerini tanımak istediğinizde, o dönemin dergilerine bakmanız sizde ciddi bir kanaat oluşturur. Adeta hareketle beraber büyür, gelişir dergiler… Cemil Meriç, “… Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekâlar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar…” sözüyle bu gerçeği ifade eder.
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
Gönderen: admin, Düşünce, Eylül-26-2009
|
|
|
Yasaklarla kuşatılan bir ortamda, yasaklanan bir radyonun sözlü anlatımı olabilmek için 2001 yılında kurulan dergimiz Vuslat, bu hüzünlü gerekçeden dolayı acele bir koşuşturmayla okurlarının karşısına çıktı… Bu koşuşturma hali içerisinde hazırlanan dergimizin ilk sayılarında görülen yelpaze dergiciliği imajını, yani her tür yazı ve yazarın kendisini ifade edebildiği bir platform halini aşabilmek kolay olmadı. Bu renkli ve çok sesli görüntü, belirlenmiş ilkeleri olan ve sınırlarını çizmiş bir çalışmanın yansıması zaten olamazdı.
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
Gönderen: admin, Haber, Haziran-21-2009
|
|
|
Amerikan Saldırganlığı Ve Müslümanların Sorumluluğu Konulu Program Düzenlendi
Vuslat Dergisi, “Svat halkının dramı, Amerikan Saldırganlığı Ve Müslümanların Sorumluluğu” konulu bir program düzenledi. İHH Pakistan birim sorumlusu Recep TUNCER, Araştırmacı-Yazar Murat ÖZER ve derginin G.Yayın yönetmeni Hamza ER’in konuşmacı olarak katıldığı programda, Svat bölgesine yönelik kamuoyunun duyarsızlığı, Taliban ismine yönelik olumsuz ithamlar ve bölgede ortaya konan projenin gerçek sebepleri konuşuldu.
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
Pakistan’ın Svat bölgesi Başkent İslamabad’a 120 km uzaklıkta Pakistan’ın en önemli turistik yerlerindedir. Kabilelerin hâkim olduğu Svat vadisi, özerk yapısı itibariyle bugüne dek daima şer’i kanunların uygulandığı bir yer olmuştur.
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
Gönderen: admin, Düşünce, Mayıs-29-2009
|
|
|
İslami kimliğimiz gereği, karşılaştığımız problemlere yönelik rengimizi belli etmeli, şahsiyetimizi, ilkeli tavrımızı ortaya koyabilmeliyiz. Şahitlik bunu gerektirir. Açık bir şekilde Allah’ın senden istediğini beklediğini yerine getirmek ve mü’minliğin ne anlama geldiğini ispat etmek…
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
Irak’ta yaşanan işgalin engellenmesi için bazı alimlerin bir araya gelerek oluşturduğu Irak Müslüman Alimler Heyeti, ilk olarak mescidlerin sorumluluklarını üstlenerek aktif bir şekilde faaliyet göstermelerini amaç edinmişti. Daha sonra Irak’ın siyasetini ilgilendiren konularda da söz sahibi olmaya başlayan HEYET, kendisine tek hedef olarak işgalcilerin Irak’ı terk etmesini koymuştur.
Irak’ın bir İslam coğrafyası olduğunu ve bu toprakların işgaline karşı direnişi Allah yolunda Cihad olarak tanımlayan HEYET, işgal sürecinden sonra gerçekleşen tüm siyasi kurumları reddetmekte, anayasayı, hükümeti ve yapılan tüm anlaşmaları gayri meşru kabul etmektedir.
İstanbul’da bir toplantı için bulunan Heyetin genel sekreteri Şeyh Haris ed-Dari ile Irak’ı, işgali ve direnişi konuşma fırsatı bulduk.
—————————————————————————————————————————————
Yazının Tamamını Oku »
|
|
|
|
|
|